SON EKLENENLER

KESK: Yoksulluk sınırı altında maaş istemiyoruz

KESK, 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Görüşme takviminin yasaya aykırı şekilde öne çekilmesini eleştiren KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, “Maaşımıza seyyanen zam, enflasyon farkı ya da kümülatif yalanlar değil; yoksulluk sınırının üstünde, insanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz” dedi.
29 Temmuz 2025 11:23

“Yasa tanınmadı, takvim keyfi değiştirildi”

4688 sayılı yasa toplu sözleşme görüşmelerinin ağustosun ilk iş günü başlamasını öngörürken, bu yıl görüşmeler dört gün erkene çekildi. Koçak, “Günleri mi karıştırdınız, yoksa kendi yaptığınız yasa sizi bağlamıyor mu??” diyerek tepki gösterdi.

"Yoksulluk sınırının üstünde ücret istiyoruz"

Koçak, kamu emekçilerinin Temmuz 2025’te aldıkları maaşların yüzde 94 artırılmasını, Ocak 2026 itibarıyla da maaşların 100 bin TL’ye ulaşmasını talep ettiklerini belirtti. En düşük maaşın Temmuz itibarıyla 50 bin 460 TL olduğunu hatırlatan Koçak, bu ücretin yoksulluk sınırının altında kaldığını, Ocak 2026’da en az yüzde 98 zam yapılması gerektiğini söyledi.

Kira, çocuk ve eş yardımı artırılsın

KESK’in talepleri arasında, seyyanen ödenen 18 bin 682 TL’nin taban aylığa dahil edilmesi, eş yardımının 4 bin TL’ye, çocuk yardımının her çocuk için 5 bin TL’ye çıkarılması ve büyükşehirlerde 13 bin 500 TL, diğer illerde ise 11 bin TL kira desteği sağlanması da yer aldı. Tüm bu kalemlerin üç ayda bir yoksulluk sınırındaki artışa göre güncellenmesi talep edildi.

“Yarım maaş değil, tam zamanlı kreş hakkı istiyoruz”

Koçak, kadın emekçilere dayatılan yarı zamanlı, güvencesiz çalışmaya karşı çıktı. “Yarım sigorta, yarım kadro değil; tam zamanlı, anadilinde, ücretsiz kamu kreşleri istiyoruz” dedi. Bu kreşler hayata geçirilene kadar her çocuk için aylık 7.500 TL kreş desteği verilmesini istedi.

“Sendikal ayrımcılık son bulmalı”

Sendikal örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini belirten Koçak, kamu hizmetlerinin nitelikli, parasız ve anadilinde sunulması için kamusal istihdamın güçlendirilmesini, özelleştirmelere son verilmesini ve kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasına son verilmesini talep etti.

“Yetkili sendikanın yetkisi emekçiler için hükümsüzdür”

Koçak, hükümetle masaya oturan “yetkili sendikanın” taleplerin arkasında durmadığını belirterek şunları söyledi:

“Sendikacılık sadece talep etmek değil, o talebi örgütlemek ve arkasında durmaktır. Mücadele etmeden geri çekilmek alışkanlık haline geldiyse, o sendikanın yetkisi de emekçiler nezdinde hükümsüzdür. Tek çare, kaybedenlerin omuz omuza vererek birleşmesidir. Grevli toplu sözleşme, insanca yaşam, güvenceli iş ve halktan yana kamu hizmeti için mücadeleyi büyütmek zorundayız.”

İstanbul: “Kendi yaptığı yasayı ayaklar altına alanları kınıyoruz”

KESK İstanbul Şubeler Platformu’nun yapmış olduğu açıklamada, “Kendi yaptığı yasayı ayaklar altına alanları ve bu hukuksuzluğa seyirci kalarak onaylayanları buradan kınıyoruz. Biliyoruz ki bu hukuk tanımaz, keyfi tutum birdenbire ortaya çıkmadı.” dendi.

Platform, açıklamasına şu cümleler ile devam etti:

“Mevcut iktidar işçilerden, emekçilerden, günden güne yoksullaştırılan milyonlardan adım adım kopmuştur. Geldiğimiz yerde bu iktidar için önemli olan tek şey sermayenin, patronaların yandaşların çıkarlarıdır.

Toplu sözleşme mi yapılacak?  Kapsamından ne zaman yapılacağına, konusundan masada kimlerin olacağına, verilecek maaş zamlarından ne kadar süreceğine kadar her şeye biz karar veririz.  Toplu sözleşmede uzlaşmazlık mı oldu? Bizim çoğunlukta olduğumuz Hakem devreye girer. Bir şey değişmez, her şeye yine biz karar veririz. Diyorlar.

Bu tutumun yansıdığı sözde toplu sözleşmelerle geldiğimiz yer ortadadır.

Bugün geldiğimiz noktada; başta derin bir yoksulluk, sefalet, güvencesizlik, angarya çalışma, vergi yükü, kamuya girme ve görevde yükselmede mülakat, torpil ve ayrımcılık gibi yüzlerce sorun ile karşı karşıyayız.

Tüm bunlara rağmen çalışanı ve emeklisi ile 6,5 milyonluk devasa bir kitle olarak  “toplu sözleşme” adı altında bir kez daha İktidar-Hakem-Yandaş yapıdan oluşan Bermuda Şeytan Üçgenin içine hapsedilmek isteniyoruz. “

Denizli: En az yüzde 98 zam

Kamu emekçileri ve emeklilerini ilgilendiren topşu sözleşme görüşmeleriyle ilgili KESK Denizli Şubeler Platformu Candoğan Parkında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Tüm Emeklilerin Sendikası, Dev Emekli-Sen, Altı Nokta Körler Derneği, DİSK Genel-İş, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Denizli Şubesi de destek verdi. Açıklamayı KESK adına Eğitim Sen Denizli Şube Başkanı Hüseyin Özdemir okudu. 

Özdemir, kamu emekçilerinin Temmuz 2025'te aldıkları maaşların yüzde 94 artırılmasını, Ocak 2026 itibarıyla da maaşların 100 bin TL'ye ulaşmasını talep ettiklerini belirtti. En düşük maaşın Temmuz itibarıyla 50 bin 460 TL olduğunu hatırlatan Özdemir, bu ücretin yoksulluk sınırının altında kaldığını, Ocak 2026'da en az yüzde 98 zam yapılması gerektiğini söyledi.

KESK'in talepleri arasında, seyyanen ödenen 18 bin 682 TL'nin taban aylığa dahil edilmesi, eş yardımının 4 bin TL'ye, çocuk yardımının her çocuk için 5 bin TL'ye çıkarılması ve büyükşehirlerde 13 bin 500 TL, diğer illerde ise 11 bin TL kira desteği sağlanması da yer aldı. Tüm bu kalemlerin üç ayda bir yoksulluk sınırındaki artışa göre güncellenmesi talep edildi. Açıklama sloganlarla sona erdi. 

Kocaeli: Sefalet sözleşmesi istemiyoruz

KESK Kocaeli Şubeler Platformu 8. dönem TİS görüşmeleriyle öncesi açıklama gerçekleştirdi. TİS takviminin yasaya aykırı biçimde öne çekilmesine tepki gösterdi. 

İzmit İnsan Hakları Parkında yapılan açıklamada kamu emekçileri adına açıklamayı okuyan Yapı Yol Sen Kocaeli Şube Başkanı Levent Burhanoğlu "Yasanın amir bu hükmüne rağmen toplu sözleşme görüşmelerine bugün, yani 4 gün önce, başlayanlara buradan soruyoruz. Günleri mi karıştırdınız? Yoksa kendi yaptığınız yasa sizi bağlamıyor mu? "Bakanımızın yurt dışı programı nedeni ile takvimi öne aldık" gibi sıradan bir gerekçe ile yasayı keyfi olarak çiğnemeye hakkınız var mı? Kendi yaptığı yasayı ayaklar altına alanları ve bu hukuksuzluğa seyirci kalarak onaylayanları buradan kınıyoruz" dedi.

Kamu emekçilerinin yoksulluk, sefalet, güvencesizlik, angarya çalışma, vergi yükü, kamuya girme ve görevde yükselmede mülakat, torpil ve ayrımcılık gibi yüzlerce sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Burhanoğlu "Gerçek, evrensel, bir toplu pazarlıkla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan, tüm haklarımızın işverene ve onun konfederasyonuna-sendikalarına teslim edildiği, bizlerin yok sayıldığı bu oyun devam ettiği sürece yaşadığımız sorunların çözülmesi mümkün değildir. Gerçek bir toplu sözleşme düzeni için grev hakkımız tanınmalıdır" dedi.

Adana: “Grevli toplu sözleşme, insanca yaşayacak ücret istiyoruz”

KESK Adana Şubeler Platformu açıklamasında, 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon emekliyi doğrudan ilgilendiren toplu sözleşme sürecinin, hükümetin tek taraflı ve hukuksuz uygulamalarıyla sürdürüldüğü vurgulandı. Mevcut 4688 sayılı Kamu Görevlileri ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre ağustos ayının ilk iş gününde başlaması gereken görüşmelerin, “Bakanın yurt dışı programı” gibi keyfi bir gerekçeyle öne çekildiğine dikkat çeken Eser Demirçin, “Kendi yaptığı yasayı ayaklar altına alanları ve bu hukuksuzluğa seyirci kalanları buradan kınıyoruz” dedi.

Kamu emekçilerinin hakları için demokratik ve grev hakkıyla güçlendirilmiş bir toplu sözleşme düzeni talep ettiklerini ifade eden Demirçin, Ağustos ayında değil, bütçe dönemine denk gelen eylül ya da ekimde görüşme yapılması gerektiğini belirterek maaşların yoksulluk sınırının altına düşmemesi gerektiğini vurguladı. Haziran 2025 itibarıyla yoksulluk sınırının 85 bin TL’ye ulaştığını, en düşük kamu emekçisi maaşının ise 43.690 TL olduğunu hatırlatan Demirçin, Temmuz 2025’te yüzde 94 ya da Ocak 2026’da yüzde 98 zam yapılmasını ve maaşların her üç ayda bir güncellenmesini talep etti.

Demirçin, ayrıca gelir vergisinde adalet, üç ayda bir ekonomik büyüme oranına göre refah payı, yemek yardımı, kreş desteği ve ulaşım kolaylığı gibi sosyal hak taleplerinin önemini de vurguladı. Güvencesiz istihdam biçimlerine son verilerek tüm kamu emekçilerinin kadroya geçirilmesini isteyen Demirçin, mülakat uygulamasının kaldırılması, cinsiyet eşitliğinin sağlanması, ILO 190 ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması çağrısı yaptı.

“Kazanmak birleşik mücadeleden geçiyor”

Demirçin, kamu emekçilerini sendika farkı gözetmeksizin bu talepler için birleşik bir mücadele yürütmeye çağırdı. Demirçin, “Tek çare, emek karşıtı bu düzende kaybedenlerin yan yana gelmesi, omuz omuza vermesidir. Grevli gerçek bir toplu iş sözleşmesi, insanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli istihdam, güvenli gelecek ve halktan yana bir kamu hizmeti için mücadelede birleşmekten geçiyor” ifadelerine yer verdi.

Malatya: Yasayı keyfi olarak çiğnemeye hakkınız var mı? 

Açıklamayı platform adına okuyan KESK Dönem Sözcüsü ve BES İl Temsilcisi Kazım Hazar, Mevcut 4688 sayılı Kamu Görevlileri ve Toplu Sözleşme Kanunu'na göre toplu sözleşme görüşmelerine ağustos ayının ilk işgünü başlandığını hatırlattı. Hazar, “Yasanın amir bu hükmüne rağmen toplu sözleşme görüşmelerine bugün, yani 4 gün önce, başlayanlara buradan soruyoruz. Günleri mi karıştırdınız? Yoksa kendi yaptığınız yasa sizi bağlamıyor mu? 

'Bakanımızın yurt dışı programı nedeni ile takvimi öne aldık' gibi sıradan bir gerekçe ile yasayı keyfi olarak çiğnemeye hakkınız var mı” dedi. 

Başta derin bir yoksulluk, sefalet, güvencesizlik, angarya çalışma, vergi yükü, kamuya girme ve görevde yükselmede mülakat, torpil ve ayrımcılık gibi yüzlerce sorun ile karşı karşıya olduklarını söyleyen Hazar, “Tüm bunlara rağmen çalışanı ve emeklisi ile 6,5 milyonluk devasa bir kitle olarak  'toplu sözleşme' adı altında bir kez daha iktidar-hakem-yandaş yapıdan oluşan Bermuda Şeytan Üçgenin içine hapsedilmek isteniyoruz”dedi. 

Gerçek bir toplu sözleşme düzeninin grev hakkı olmadan düşünülemeyeceğini vurgulayan Hazar, “Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkı ile tamamlanmış, kadın kamu emekçilerinin kendi talepleri ile masada temsil edildiği gerçek bir toplu sözleşme istiyoruz” dedi. 

İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istediklerini belirten Hazar, “Bunun için maaşlarımıza altışar aylık zam,  enflasyon farkı, seyyanen zam veya kümülatif yalanlar değil, gayet net bir talepte bulunuyoruz. 

Hiçbir kamu emekçisinin maaşı yoksulluk sınırı altında kalmasın, en düşük maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarın diyoruz” dedi. 

 Son olarak Hazar, “Grevli Gerçek Bir Toplu İş Sözleşmesi, İnsanca Yaşamaya Yetecek Ücret Güvenceli İstihdam, Güvenli Gelecek Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamı ve Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti İçin mücadelede birleşmekten geçiyor. Biz KESK olarak bu mücadeleyi daha da büyütmek için, tarafları belli, tek ayaklı masaların değil emekçilerin gerçek taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz” diyerek açıklamayı sonlandırdı. 

İzmir: Emeğin ve emekçilerin kazanması için birleşelim 

"Satış sözleşmesi değil, insanca yaşayacak bir ücret ve demokratik bir Türkiye istiyoruz" diyerek Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanan KESK'e bağlı sendikaların Şube Başkanları, Yönetici ve üyeleri, "İnsanca bir yaşam istiyoruz", "Sadaka değil Toplu Sözleşme", "Toplu sözleşme hakkımız, grev silahımız" sloganlarını attı.

KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Bülent Karakaş yaptığı konuşmada, " 'Bakanımızın yurt dışı programı nedeni ile takvimi öne aldık' gibi sıradan bir gerekçe ile yasayı keyfi olarak çiğnemeye hakkınız var mı? Kendi yaptığı yasayı ayaklar altına alanları ve bu hukuksuzluğa seyirci kalanları buradan kınıyoruz" dedi.

"Her şeye iktidar karar veriyor"

Mevcut iktidarın, yıllardır sermayenin, patronların, yandaşların çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini, bunun TİS'lere de yansıdığını belirten Karakaş, iktidarın toplu sözleşmenin ne zaman yapılacağına, masada kimlerin olacağına, maaş zamlarının ne kadar olacağına, ne kadar süreceğine, "Biz karar veririz" dediğini, bunun da yetmediğini "Uzlaşmazlık olursa bizim seçtiklerimizin çoğunlukta olduğu Hakem heyeti bizim adımıza karar verir" dediğini ifade etti.

Karakaş, gelinen noktada, derin bir yoksulluk, sefalet, güvencesizlik, angarya çalışma, adaletsiz vergi yükü, kamuya girme ve görevde yükselmede mülakat, torpil ve ayrımcılık gibi yüzlerce sorun ile karşı karşıya olduklarını vurguladı.

"Toplu sözleşme" adı altında bir kez daha İktidar-Hakem-Yandaş yapıdan oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni'nin dayatıldığını ifade eden Karakaş, "Dolayısıyla bugün bir kez daha altını çiziyoruz. Gerçek bir toplu pazarlıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan, tüm haklarımızın işverene ve onun konfederasyonuna-sendikalarına teslim edildiği, bizlerin yok sayıldığı bu toplu sözleşme oyunu devam ettiği sürece yaşadığımız sorunların çözülmesi mümkün değildir" dedi.

"Tek çare yan yana gelmek"

Grev hakkı ile tamamlanmış, gerçek bir toplu sözleşme istediklerini vurgulayan Karakaş, toplu sözleşme masasının yıllık izinlerini kullandığı Ağustos ayında değil,  bütçe dönemine denk gelen Eylül, Ekim aylarında kurulmasını istediklerini belirtti.

En düşük kamu emekçisinin maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını talep ettiklerini ifade eden Karakaş KESK olarak belirledikleri talepleri sıraladı.

Karakaş son olarak, tüm kamu emekçilerine birlikte mücadele çağrısı yaparak, "Yıllardır devam eden garabet sistemin bir aparatı olanların çözümün adresi olması mümkün değildir. Dolayısıyla çare mevcut iktidar blokunun, iktidar ittifakının sendikal alana yansımasından ibaret olanlar değildir.Tek çare; kaybedenlerin yan yana gelmesi, omuz omuza vermesinden geçmektedir. Biz de KESK olarak tek taraflı ve tek ayaklı masaları değil, demokratik bir Türkiye talebiyle birlikte emekçilerin gerçek taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz" dedi.

Eskişehir: Bizlerin yok sayıldığı bu oyun devam ettiği sürece yaşadığımız sorunların çözülmesi mümkün değildir

Yediler Parkı’nda  gerçekleşen basın açıklamasını KESK Dönem Sözcüsü, Eğitim Sen Şube Başkanı Özkan Demirkol okudu.

Gelinen noktada başta derin bir yoksulluk, sefalet, güvencesizlik, angarya çalışma, vergi yükü, kamuya girme ve görevde yükselmede mülakat, torpil ve ayrımcılık gibi yüzlerce sorun ile karşı karşıya kalındığının altını çizen Demirkol, “Gerçek, evrensel, bir toplu pazarlıkla uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan, tüm haklarımızın işverene ve onun konfederasyonuna-sendikalarına teslim edildiği, bizlerin yok sayıldığı bu oyun devam ettiği sürece yaşadığımız sorunların çözülmesi mümkün değildir.” dedi.

Haziran itibari ile yoksulluk sınırının 85 bin TL olduğu bir toplamda; evli, eşi çalışmayan, 2 çocuklu en düşük kamu emekçisi maaşının ise Haziran 2025 itibari ile 43 bin 690 TL olmuştur. Bu veriye atıfta bulunan Demirkol, maaşlara altışar aylık zam yapılması gerektiğini söylerken hiçbir kamu emekçisinin maaşı yoksulluk sınırı altında kalmamasını, en düşük maaşı ise yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması gerektiğini de vurguladı. Bunun için kamu emekçilerine talep edilen zammı ikili olarak sundu:

Haziran itibari ile yoksulluk sınırı 85 bin TL,  evli, eşi çalışmayan, 2 çocuklu en düşük kamu emekçisi maaşı ise Haziran 2025 itibari ile 43 bin 690 TL’dir. Kamu emekçilerinin her gün yoksullaştığı koşullarda maaş zammı 6 ay sonrasını beklemeden hemen bugün yapılmalıdır.

Buna göre en düşük kamu emekçisi maaşı Temmuz 2025 itibari ile 85 bin TL olan yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı yani%94 artırılmalıdır. Bu artış oransal olarak tüm kamu emekçilerinin Temmuz 2025 maaşlarına yansıtılmalıdır.

Tüm kamu emekçilerine brüt 18 bin 682 TL olarak verilen ilave seyyanen ödenek tutarının taban aylık katsayısına dâhil edilmesini, mevcut emeklilerin aylıklarına yansıtılmasını istiyoruz.

Eş yardımının 4 bin TL’ye, birkaç günlük bez, mama harcamasına dahi yetmeyecek kadar trajikomik seviyede olan çocuk yardımının her çocuk için 5 bin TL’ye çıkarılmasını istiyoruz.

Konut sahibi olmayan tüm kamu emekçilerine büyükşehirler için 13 bin 500 TL, diğer şehirlerde ise 11 bin TL Kira Desteği verilmesini istiyoruz.

Ulufe dağıtır gibi değil GERÇEK BİR REFAH PAYI istiyoruz. Bunun her üç ayda bir açıklanan ekonomik büyüme oranında refah payı istiyoruz.

Maaşlarımızdan kesilen Gelir Vergisi adaletsizliğine son verilmesini, 1. dilim oranının%15 ten%10’a düşürülmesini, yoksulluk sınırına kadar olan ücretlerden kesilen Gelir Vergisi’nin bu oranda sabitlenmesini istiyoruz.

Tüm kamu emekçilerine yılda iki kez net maaşı tutarında ikramiye verilmesini istiyoruz.

Geçtiğimiz yılı “emekli yılı” ilan edenler attıkları her adımda milyonlarca emekliyi daha fazla sefalete sürüklemiştir. Bu nedenle ne yazık ki emekçiler yaş haddine kadar çalışmak, hatta yaş haddi sınırının yükseltilmesini talep edecek noktaya gelmiştir.

Aynı işi yapan, benzer hizmet süresi olan kamu emekçileri arasında sosyal güvenlik hakkı bakımından bu denli derin adaletsizlikler kabul edilemez! Sosyal güvenlik sisteminde hakkaniyet sağlanmalı, tüm kamu emekçileri için eşit, adil ve insanca bir emeklilik hakkı hayata geçirilmelidir.

İktidar bu yılı ise  “aile yılı” ilan etmiştir. Yıllardır kamu kreşlerini “tasarruf” gerekçesi ile tek tek kaptanlar, 2008 yılında 497 olan kamu kreşi sayısını 2016 yılında 56’ya kadar düşürenler şimdi de bize adeta ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışmaktadır.

Yarı zamanlı çalışma adı altında özellikle kadınlara yarım bir hayat dayatılmaktadır. Esnek, kuralsız, güvencesiz istihdam en başından beri ayrımcılık ve mobbing kıskacına alınan kadınlar üzerinden daha da yaygınlaştırmak istenmektedir.

Bizler yarı zamanlı çalışma, yarım maaş, yarım sigorta, yarım derece ve kadro değil tüm kamuda ücretsiz, nitelikli, anadilinde, tam zamanlı yani 7/24 hizmet veren kreşler açılmasını istiyoruz.

Bu kamu kreşleri açılıncaya kadar kamu emekçilerine 0-6 yaş arasındaki her çocuk için Temmuz 2025 itibari 7.500 TL tutarında kreş desteği verilmesini istiyoruz.

Gelişmiş pek çok ülkede çalışanların yeterince dinlenebilmesi, kendini yenilemesi, çocuklarına vakit ayırabilmesi için haftalık çalışma saatleri düşürülüyor. Biz de haftalık çalışma süremizin 30 saate düşürülmesini istiyoruz.

İşyerinde yemek çıkmayan kamu emekçilerine Temmuz 2025 itibari ile aylık 7.000 TL yemek yardımı, 

Tüm kamu emekçilerine işe geliş gidişlerinde ücretsiz servis, servis imkânından yararlanamayan kamu emekçilerine Türkiye genelinde kamu ulaşım araçlarından ücretsiz faydalanacakları aylık abonman kartı verilmesini istiyoruz.

Tüm kamu emekçilerine aylık 50 metreküp doğalgaz üzerinden yakacak desteği,

Göreve yeni başlayan kamu emekçilerine iki maaş tutarında “Hoş Geldin İkramiyesi” verilmesini istiyoruz.

Seçim öncesi verilen 3600 ek gösterge sözünün tutulmasını,  Unvan, kadro ya da hizmet sınıfı ayrımı yapılmaksızın, 1. Dereceye yükselen tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesini istiyoruz.

"Emekçilerin gerçek taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz"

Basın açıklamasının sonunda Demirkol bütün kamu emekçilerine seslendi:

“Yıllardır devam eden garabet sistemin bir aparatı olanların çözümün adresi olması mümkün değildir. Dolayısıyla çare mevcut iktidar blokunun, iktidar ittifakının sendikal alana yansımasından ibaret olanlar değildir. Tek çare vardır. O da emek karşıtı bu düzende hangi sendikanın üyesi olursa olsun yıllardır kaybedenlerin yan yana gelmesi, omuz omuza vermesinden geçmektedir. Grevli Gerçek Bir Toplu İş Sözleşmesi, İnsanca Yaşamaya Yetecek Ücret Güvenceli İstihdam, Güvenli Gelecek Demokratik, Adil Bir Çalışma Yaşamı ve Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti İçin mücadelede birleşmekten geçiyor. Biz KESK olarak bu mücadeleyi daha da büyütmek için, tarafları belli, tek ayaklı masaların değil emekçilerin gerçek taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.”

Samsun: Emekçilerin haklarını yok sayan anlayışın bir örneğidir

KESK Samsun Şubeler Platformu, 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin yasal takvime aykırı şekilde erkene alınmasına tepki gösterdi. İstiklal Caddesi’nde yapılan açıklamada “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Yaşasın mücadelemiz” sloganları atıldı. Açıklamayı dönem sözcüsü Özcan Çelik okudu.

4688 sayılı yasaya göre toplu sözleşme görüşmeleri ağustosun ilk iş günü başlamalı. Ancak bu yıl süreç 4 gün önceye alındı. Hükümetin gerekçesi, bakanın yurt dışı programı oldu. KESK, bu durumu “hukuksuzluk” olarak nitelendirdi.

Çelik, “Bu sadece tarih meselesi değil, kamu emekçilerinin haklarını yok sayan anlayışın bir örneğidir” dedi. Maaşların yoksulluk sınırının altında kaldığını belirten KESK, insanca yaşamaya yetecek ücret ve refah payı talep etti.

Açıklamada güvenceli istihdam, adil vergi sistemi, liyakate dayalı atama ve sendikal hakların güvence altına alınması talepleri dile getirildi. Özelleştirmelerin durdurulması ve kamu hizmetlerinin nitelikli şekilde halka sunulması gerektiği vurgulandı.

KESK, “Bu mücadele yalnızca bizim değil, hizmet sunduğumuz halkın da mücadelesidir. Haklarımızı alana kadar susmayacağız” mesajı verdi.

Mersin: Satış sözleşmesi değil, insanca yaşayacak ücret ve demokratik bir Türkiye istiyoruz

Mersin KESK Şubeler Platformu, toplu sözleşme sürecine dair taleplerini dile getirmek için Özgür Çocuk Parkı'nda bir araya geldi. Eyleme Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri katılarak destek verdi.KESK adına dönem sözcüsü SES Mersin Şube Eşbaşkanı Sevgi Başkavak, yaptı. Başkavak yaptığı açıklamada, iktidarın kamu emekçilerini yok sayan yaklaşımına tepki göstererek, "7 dönemdir sefalette anlaşanlara karşı emeğin ve emekçilerin kazanması için birleşelim" çağrısında bulundu.

Açıklamasında toplu sözleşme görüşmelerinin yasaya aykırı biçimde öne alındığını belirten Başkavak, "4688 sayılı Kamu Görevlileri ve Toplu Sözleşme Kanunu açıkça görüşmelere ağustos ayının ilk iş günü başlanması gerektiğini söylerken, bugün görüşmelerin başlatılmasının yasal dayanağı yoktur. 'Bakanın yurt dışı programı' gerekçesiyle yasayı çiğneyenleri kınıyoruz" dedi.

Başkavak, iktidarın yıllardır kamu emekçilerini masada yalnız bıraktığını vurgulayarak, toplu sözleşmelerin göstermelik olduğunu ifade etti. "İktidar, toplu sözleşmenin zamanına, kimlerin katılacağına, zam oranlarına tek taraflı karar veriyor. Anlaşmazlık durumunda ise çoğunluğu kendi seçtiklerinden oluşan hakem heyetiyle süreci kontrol ediyor. Bu düzen, 6,5 milyon kamu emekçisi ve emekliyi sefaletle baş başa bırakıyor. Bu sistem; bir toplu sözleşme değil, bir dayatma, bir oyun, bir tiyatrodur" ifadelerini kullandı.

SES Şube Eşbaşkanı Sevgi Başkavak, son olarak şu çağrıyı yaptı:

"Yıllardır kamu emekçilerinin sırtına yüklenen bu garabet sistemin bir parçası olanlardan çözüm beklenemez. Çare, emeğiyle geçinenlerin bir araya gelmesindedir. Tek taraflı masalar değil, gerçek bir toplu pazarlık süreci, grev hakkıyla tamamlanmış sendikal düzen, demokratik bir Türkiye istiyoruz. Biz KESK olarak, emekçilerin gerçek taleplerini her koşulda savunmaya devam edeceğiz."

Bolu: Mücadeleyi büyüteceğiz

KESK Bolu Şubeler Platformu, 2026-2027 yıllarını kapsayacak 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'ne ilişkin taleplerini Kardelen Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasıyla duyurdu. Açıklamayı Eğitim Sen Şube Başkanı Dilek Çakman okudu.

Çakman, görüşmelerin yasal takvimden önce başlatılmasını eleştirerek, "Bakanın yurt dışı programı gerekçesiyle yasa keyfi biçimde çiğnenemez" dedi. Platform, grev hakkı tanınmadan gerçek bir toplu sözleşmeden söz edilemeyeceğini belirtti.

Açıklamada, yoksulluk sınırının üzerinde ücret, kira ve kreş desteği, adil vergi sistemi, 3600 ek gösterge, güvenceli istihdam ve kadın kamu emekçilerinin taleplerinin tanınması istendi.

KESK, tüm kamu emekçilerine birlikte mücadele çağrısı yaparak, "Kaybedenlerin omuz omuza vermesi şart. Bu mücadeleyi büyüteceğiz" mesajı verdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EVRENSEL

SENDİKA HABER SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER